İSTANBUL YAŞAM DERNEĞİ Ve Çevreci STK'lardan

KAMUOYUNA 
Ülkemizde 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün kabulü için geçmişte yüzlerce imza toplanmıştı. Büyük bir umutla bu günün kabulüyle birlikte Türkiye’de çevre sorunlarının çözümü için daha fazla hassasiyet gösterileceği ve her 5 Haziran’ın bir şenlik havasında geçeceği umudu vardı. 
Fakat bu durum çevrecilerin ve vatandaşımızın umduğu gibi olmadı. Ülkemizde çevre sorunları her geçen gün hele de son 15 yılda katlanarak arttı. 
 Şehirlerimiz gittikçe daha da betonlaşıyor. 
Suyumuz, toprağımız, 
havamız gittikçe daha fazla kirleniyor. 
 Başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlerimizde yaşamak, nefes almak neredeyse imkansız bir hal aldı. Yapılan büyük yatırımlar, mega projeler çevre hiçe sayarak, doğaya zarar vererek yapıldı ve halihazırda yapılmaya devam ediyor. 
 Çevrecilerin, doğa severlerin, halkın çevre tahribatını engellemek için açtığı davaların, mahkeme tarafında verilen yürütmeyi durdurma kararlarının gereği yapılmadığı için inşaatlar devam ediyor, mahkeme projenin çevreye zarar verdiğine ve yapılmaması gerektiğine karar verse de o süre zarfında inşaat tamamlandığı için kazanılan hukuki hak etkisiz hale geliyor. Günün sonunda kaybeden doğa ve insan oluyor. 
Tüm Dünya da iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle alarm verilmişken ve iklim değişikliğinin etkilerini en fazla hisseden ve hissedecek olan ülke Türkiye iken çevreye, doğayı ve bunla bağlantılı olarak insan yaşamını tehdit eden bunca projede hükümetin ısrarlı olmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Örneğin ülke ekonomisini ve doğasını doğrudan etkileyecek olan zeytinlik alanların imara açılma ısrarını doğru bulmuyoruz ve bir an önce bu yanlıştan dönülmesini istiyoruz. Vahşi kapitalizm yöntemleriyle yapılmak istenen projelerin, mega projeleri doğaya vereceğini biliyoruz. 
Biz çevreciler halkımızın daha sağlıklı, huzurlu bir çevre de , yaşaması , ülkemizin doğal güzelliklerini korumak için mücadele ederken ne yazık ki ülkesini seven çevreci arkadaşlarımız bir bir öldürülüyor. En son Antalya Finike’de taş ocaklarına karşı verdikleri çevre mücadelesiyle tanınan 
Ali Ulvi BÜYÜKMOHUTÇU ve eşi Aysin BÜYÜKNOHUTÇU arkadaşlarımız katledildi.

Onlar bu ülkenin “Çevre Şehitleri” dendir. Biz bu ülkesini seven ve onu korumak için mücadele eden çevreciler olarak arkadaşlarımızın mücadelelerine kaldığı yerden devam edeceğiz. Kimseden korkmuyoruz. Bu mücadelenin zorlu bir yol olduğunu biliyoruz. Çevre mücadelesi bir bayrak yarışına benzer ve şu anda bayrağı bizler devraldık. Geçmişten günümüze çevre mücadeleleri esnasında katledilen arkadaşlarımızı sevgi ve saygıyla anıyoruz. Halkımızın çevre ve doğa için gösterdiği hassasiyetin artması bizler ve gelecek daha yeşil günler için bir umuttur. Doğa, çevre ve insan hakları için verdiğimiz mücadele aralıksız her koşulda OHAL’de bile sürecektir. Saygılarımızla. 
İSTANBUL ÇEVRE KONSEYİ

 


 
Untitled 1